Kündekari Sanatı

Çivisiz, Tutkalsız Bir Mühendislik Harikası

Kündekari, Farsça "künde" (kütük, masif ağaç) kelimesinden gelen, Türk-İslam ahşap sanatının en özgün tekniklerinden biridir. Bu teknikte sekizgen, beşgen ve yıldız formunda kesilmiş küçük ahşap parçaları, damar yönleri birbirine zıt gelecek şekilde oluklu çıtalarla (zıvana) birbirine geçirilir. Çivi veya tutkal kullanılmaz — yapıyı bir arada tutan yalnızca parçaların birbirine tam oturmasıdır. Bu yöntem, zamanla nem ve sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu çarpılma ve eğrilmeyi önler; yüzyıllar sonra bile kapıların düzgün durmasını sağlar.

Kündekarinin en eski örnekleri 12. yüzyıla, Anadolu'da ise Konya Alâeddin Camii (1155-56) ve Divriği Ulu Camii minberine (1155) uzanır. Osmanlı döneminde bu gelenek Mimar Sinan'ın eserlerinde zirveye ulaşmıştır; Süleymaniye ve Selimiye gibi camilerin minberleri, kapı ve pencere kanatları kündekari ve sedef kakma teknikleriyle adeta birer mücevher gibi işlenmiştir. Genellikle ceviz, meşe, armut ve şimşir gibi sert ve dayanıklı ağaçlar tercih edilir.

Bugün UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan bu teknik, atölyemizde hâlâ aynı sabır ve hassasiyetle uygulanıyor. Her parça, çivisiz bir bulmaca gibi, birbirine kusursuzca kilitlenir.

Kündekari Çalışmalarımızdan

Fotoğraflarımız yakında bu alanda yer alacak.

Kündekari tekniği örneği
Kündekari tekniği örneği
Kündekari tekniği örneği

Kündekari İşçiliğimiz Hakkında Bilgi Almak İster misiniz?

Bize Ulaşın